I said YES’ten Sonrası

Bu hafta ilgimi çeken haberlerden biri de; Aile Bakanlığı’nın yayınladığı “Evlilik ve Aile Hayatı” kitabı ve verilen aşk tavsiyeleri oldu. Atılan manşetlerde ve Twitter gibi sürekli negatif eleştirinin hakim olduğu platformlarda bu yayının “aşkın bitmesi boşanmak için yeterli sebep değil” kısmı öne çıktı. Bende de haliyle, “ee ama yeter, buna da mı karışılacak artık!?!” tepkisi oluştu.


Fakat dokümanda birçok temel konuya değiniliyor aslına bakarsanız. Hayat arkadaşımı nasıl seçerim’den evlilik terapisine, sevgi dolu birliktelikler için püf noktalarından çalışan kadınların ev-iş dengesini nasıl oluşturabileceğine dair kapsamlı bir öneri listesi bulunuyor. Aslında keşke duygusal bir ilişki yaşayan herkes bu tip temel eğitimler alsa diye düşünmedim değil. Bir insanı sevdiğimizi içgüdüsel olarak hissediyoruz belki ama, ilişki dediğimiz uzun bir maraton ve ne yazık ki ilişki maratonunda nefesiniz kesildiğinde verilen tavsiyelerin hepsi için artık çok geç. (Geç kalmadan "Uzun Süreli İlişkilerde Erotizmi Korumak" yazımıza göz atmanızı tavsiye ederiz)



Varoluş amacı aile yapısının korunması olan bir bakanlığın, boşanmayı teşvik etmemesi de gayet anlaşılabilir bir durum tabii. Ama bence toplumca ihtiyacımız olan, evlilik kadar boşanmanın da zihinlerimizde normalleştirilmesi. Türkiye’de boşanma oranları son yıllarda artsa da (ki hala Avrupa ülkelerinden çok daha düşük bir yüzdeye sahibiz), toplum baskısı sebebiyle ayrılmaya cesaret edemeyen birçok insan / çift var. Bu durumu çok da anlaşılır buluyorum. Çünkü evlilik kararı “I said YES, she said YES” fotoğraflarıyla sosyal medyada duyurulup onlarca etkinlikte topluca kutlanırken, boşanmalar hep gizli saklı, bir o kadar yalnız ve depresif. O nedenle cesaret edememek de bir o kadar anlaşılır. Nikah şahitleri ve alkışçılar yok oluyor birden, ve siz boşanırken yapayalnız kalıyorsunuz. Çevrenizdeki çoğu kişi de, boşanmayı “normal” değerlendirmediği için sizle bu konuyu konuşamıyor. Anca ortak fotoğraflar kaldırılırsa, kadın evlilik soyadını kullanmayı bırakırsa konu kısmen netleşiyor.


Halbuki Zuhal Olcay’ın da söylediği gibi ayrılık da sevdaya dahil, değil midir? Ve bence, ayrılmak da kimi zaman iyi hissedilebilecek yeni bir başlangıç anlamına gelebilir. O nedenle ayrılan çiftler için yeni bir sosyal medya hashtag önerisinde bulunacağım: “We said ENOUGH” Belki bu sayede, ayrılmak da daha normal algılanır, dedikodular azalır ve kafamızdaki o ayrılık hüznü biraz olsun dağılır. ~e


🎧 Uzun süreli ilişkilerde istek ve heyecanı canlı tutmak için neler yapabiliriz? İlişkilerdeki güven, huzur, iletişim ve heyecan, arzu, yenilik dengesini nasıl koruyabiliriz? Esther Perel’in muhteşem kitabı Tutsak Cinsellik ve Perel’in diğer yayınları üzerine konuştuğumuz “Uzun Süreli İlişkilerde Erotizmi Korumak” konulu podcastimiz