Tarihin Katmanları

Bir iş adamısınız ve karlı bir yatırım olacağını düşünerek bölgede büyük beş yıldızlı bir otel inşa etmeye karar veriyorsunuz. Planlar yapılıyor, proje çiziliyor, ve otelin inşaatı için kazılar başlıyor, ancak hiç tahmin etmediğiniz bir manzara ile karşılaşıyorsunuz. Bütün planların değişmesi gerektiği anlaşılıyor ve 30 milyon dolara mal olacağını düşündüğünüz 400 odalı lüks otel sonuçta 120 milyon dolara mal oluyor, hem de oda sayısını yarıya indirmek zorunda kalıyorsunuz.


Bu durumda siz olsanız bu yatırıma devam eder miydiniz?


Asfuroğlu ailesi projeye devam etme kararı ile tam 10 yıl süren, 1930 lardan beri Türkiye’de yapılmış ilk sistematik arkeolojik kazı projesinin altına imza atmışlar ve böylece Antakya Müze Otel doğmuş. Yaklaşık 17 bin metrekarelik bir alanda yapılan bu kazı sırasında Roma dönemine ait binlerce tarihi eserin yanısıra dünyanın en büyük tek parça mozaiği bulunmuş.😮 Yüzyıllar boyunca deprem, sel gibi felaketler nedeniyle yüzeyi adeta bir kumaş gibi dalgalanmış bu 4. yüzyıla ait bin metrekarelik mozaik Roma döneminden kalma bir meydan yerinin taban mozaiğiymiş. Hemen etrafında ise yine Roma dönemine ait hamam kalıntıları bulunmakta.



Bulunan tarihi eserler kadar otelin mimarisi de bir hayli etkileyici. Zira üzerinde bile yürüyemeyeceğiniz tarihi eserler ile kaplı bir zeminin üzerine ancak sıradışı yöntemler ile bir otel inşa edilebilirdi. Bugüne kadar birçok ödül almış olan Emre Arolat Mimarlık tarafından tasarlanan müze-otel binası çelik bir iskelet üzerinde havada asılı gibi duran kutu kutu odalardan oluşuyor. Odanızın konumuna göre ya camdan ya da odadan çıkar çıkmaz aşağı baktığınızda bütün tarihi eserleri görmeniz mümkün.


Peki bu proje yerli ve yabancı turist çeker mi? Açıkçası daha çok turist çekmesini gönülden çok isterim. Hatta bu nedenle Antakya Müze Otel’in haberini bundan birkaç ay önce The Economist’te gördüğümde çok sevinmiştim. Geçtiğimiz hafta da Financial Times’da çıktı, ancak bu seferkinin tonu biraz farklıydı. Otel ve müze hakkında çok güzel şeyler yazmalarına rağmen Antakya’nın savaş bölgesine olan yakınlığını ve bu nedenle İngiltere’nin zorunlu olmadıkça Hatay’a seyahat edilmemesini, Amerika’nın ise bu bölgeye seyahat etmeyi düşünen vatandaşlarına seyahatlerini tekrar gözden geçirmelerini tavsiye ettiği yazıyor. Maalesef bir de buna şimdi koronavirüs nedeniyle uygulanan seyahat kısıtlamaları eklendi. Umarım en yakın zamanda eşsiz bir tarihe sahip bu bölge hak ettiği ilgiye kavuşur.



Son olarak da şu anektodu paylaşayım. Otelin otopark alanında arkadaşlarımızı beklerken uzakta dağın tepesinde teleferik direklerine benzer direkler gördüm. Yanımızda duran güvenlik görevlisine “Dağa teleferik hattı mı yapılıyor?” diye sorduğumda cevabı şu oldu: “Evet, yapımına başlandı ama direkleri koydukları yerden de mozaik çıktığı için şimdilik durduruldu.” ~n