Bahar, Heybeli ve Cumhuriyet

Havalar güzelleşip bahar kendini hissettirince en sevdiğim şeylerden biri adaya gitmek oluyor. Bu sefer yolum Heybeli’ye düşüverdi. Uzun zaman olmuştu Heybeli’ye gitmeyeli. Yürümenin, güzelce yiyip içmenin haricinde ne yapalım ne edelim derken İsmet İnönü Evi dikkatimizi çekti. Ve kendimizi o şirin, minik evi gezerken bulduk. Hiçbir beklentimiz olmadan girdiğimiz o evden öyle karmakarışık hislerle ayrıldık ki, sevgili dostum Burcu bile “yazmalısın burayı” dedi. Sanırım beni etkileyen şeyleri sizler için 2 ana başlıkta paylaşabilirim:

1) Dönemin yöneticilerinin maddi durumu / şatafattan uzaklığı

İsmet Paşa, 1924 yılında bir rahatsızlık geçirince doktorlar ona istirahat öneriyor ve ailenin Heybeliada’daki serüveni öyle başlıyor. Paşa sonrasında iyileşiyor, ama yazları genişleyen ailesiyle birlikte Heybeliada’ya gelmeye devam ediyor. 1934 yılında, kirada oturdukları (!) bu evi satın almayı düşünüyor. Dikkatinizi çekerim, Cumhuriyet kurulalı 10 yılı geçmiş, İsmet İnönü başbakan konumunda ve kirada oturuluyor. Bitmedi! Eve, mobilyalı olarak 25 bin lira isteniyor. Ama, o zaman için bu parayı denk getirmek oldukça zor, pazarlık edilerek 9.500 liraya anlaşılıyor. Evin eşyalarını da Atatürk hediye ediyor. Sırf şu detayı öğrendiğimde bile şaşkınlıklar içinde kaldım. Siz de ister istemez günümüzle kıyasladınız değil mi? Ahh ahh!


Yıllar geçiyor, bu sefer 1946 yılındayız. Belli ki, Paşa’nın bir oğlu araba istiyor. (Erdal ya da Ömer, emin değilim) Fakat bu sefer de yeterli para sıkışmıyor ve Paşa oğluna “diğer arkadaşları gibi” eski bir otomobil bulmasını öğütlüyor. Bir baba olarak bu duruma üzgün, oğlunun isteğini reddederken keyifsiz.

2) Dönemin yöneticilerinin halka yakınlığı / mütevazılığı

Evin duvarları İsmet İnönü ve ailesinin fotoğrafları ile dolu. İçimi en çok ısıtan fotoğraflar Paşa’nın denizdeki şen şakrak fotoğrafları oldu. Müthiş bir doğallık. Tarifsiz bir sıcaklık. Sanki iskeleden çivileme atlayan, gençlerle beraber yüzen Başbakan ya da Paşa İsmet İnönü değil de, ailemizin İsmet Amcası… İnsan bir kez daha hayret ediyor😊


İsmet İnönü Evi’ni gezmek ücretsiz. Evi tüm detaylarına hakim şekilde, yüksek bir enerjiyle anlatan bir hanımefendi var. Ona “keşke bu ziyaret ücretli olsa, en azından evin bakımı için kaynak yaratılır” desek de, İnönü Vakfı’nın herhangi bir ücreti asla istemediğinin altını çizdi. Bizi de yine çağırdı, “Pazar günü yoğunluktan zamanımız yetmedi” dedi. Biz bu kadarıyla bile yeterince duygusallaşmıştık. İçimizde cumhuriyetin o yıllarına dair hayranlıkla ve gözlerimizde hafif nemle yolumuza devam ettik.


Uzun kışların sonunda elbet baharlar gelir, ve umarım bir bahar günü Heybeliada’ya yolunuzu düşürüp yarım saatinizi bu nadide eve ayırır, bizi anarsınız. ~e

Image by Paul Weaver

Haftaya pazar e-mail kutunuzdayız!