Basın Özgürlüğüne Günah Çıkarma

Bugün tarihlerimiz 3 Mayıs’ı gösteriyor. 3 Mayıs, Dünya Basın Özgürlüğü Günü imiş.


Biraz internette dolaşınca karşıma tabii ki basın özgürlüğüne dair endeksler çıkmaya başladı. Her sene RSF’in (Reporters Sans Frontières- Sınır Tanımayan Gazeteciler) yaptığı Dünya Basın Özgürlüğü araştırmasına göre, Türkiye bu sene 180 ülke içerisinde 154. sırada yer almış. Kuzey Kore’yi, Çin’i, İran’ı, Ruanda’yı geçtiğimiz için nasıl sevindim anlatamam! Türkiye’ye özel ayrılmış sayfada yapılmış incelemede geçen “cadı avı” ve “dünyanın en büyük profesyonel gazeteci hapishanesi” tabirleri de tuz biber oldu.


Hislerim çok karışık. Örneğin kızgınım. Kendime ve benim gibilere kızgınım. Yıllar oldu düzenli şekilde gazete okumayalı. Kaçıştı benimki. Güvenmediğim içeriklerden, kutuplaşmış bakış açılarından, hep olumsuz şeyler okumaktan kaçıştı. O nedenle, kaçmak yerine bir çözüm aramadığım için kızgınım. Sözde sosyal medyadan takip ediyoruz bazı haberleri, ama gerçekçi ya da yeterli olmadığını hepimiz içten içe biliyoruz değil mi?


Sonra çaresiz hissediyorum. Dürüst haberciliğin gelişmesi için bireysel bazda yapabileceklerimin, büyük resme etkisinin çok olmayacağını hissediyorum misal. Yanıldığımı da biliyorum aslında. Ben, sen, o - hepimiz başlasak gündemi günü gününe takip etmeye, eminim ki bir şeyler değişecektir. Hiçbir şey değişmese, sohbetlerimizin içerikleri değişir, o çok özlediğimiz rakı sofralarının konuları zenginleşir.


Koronada hepimiz faydalı alışkanlıkların peşine düşmüş durumdayız. Peki, var mı sizin paylaşabileceğiniz etkili bir haber / köşe yazısı / gazete okuma alışkanlığınız? (Son dönemlerde her sabah e-mail olarak gelen Aposto içeriklerinde de istediğim derinliğe ulaşamıyorum sanırım.) Yazın bize, beraber zenginleşelim! ~e


Daha özgür bir basın için!