Cinsiyet Belirleme Şovları

İnsanların çoğunlukla mantıklarıyla değil de, duygularıyla satın alma yaptıkları ya da para harcadıkları hepimizin malumu. Bu duygu seli, yeri geliyor bir yatırım kararında bile derinlerde yatan gelecek endişesi ile kendisini gösteriyor. Ama bence mantığın tamamen uçtuğu 2 kitle var. İlki yeni evlenenler, ikincisi de yeni anne-baba olanlar ya da olacaklar. Tüm kapitalist iletişim bu 2 gruba da mütemadiyen “en iyisi, en şaşaalısı olsun” fikrini pompalıyor. Hele ki konu anne-baba denklemine geldiğinde, sanki bir şey eksik olursa, iyi bir anne-baba olunmayacağı hissi sarıyor benim gözlemlediğim kadarıyla. Geçtiğimiz haftalarda Burj Khalifa’da gerçekleşen ve 74 bin pound (bugünün kuruyla 722 bin TL, yarınsa kim bilir kaç TL!)  tutan, bence oldukça görgüsüz cinsiyet belirleme şovu da gelinen en uç noktalardan biri olabilir. (Hala dünyanın en yüksek gökdeleni olan bu yapının fallik bir sembol oluşu, bebeğin erkek çıkması gerçeğiyle cuk oturmuş. Sürpriiiz! PR'cılar bu işi biliyor. 😂)



Zenginin malı züğürdün çenesini yorsa da, tabii ki isteyen dilediği gibi şov ya da parti yapabilir. (Ha bence, o parayla çocukları için daha katma değerli bir şey yapabilirlermiş de, neyse.)  Ama benim takıldığım nokta tüm bu kutlama modundayken, daha doğmamış bir çocuğun üzerinde yaratılan görünmez baskı. Bizler bugün toplumsal cinsiyet rollerinden, kalıplardan, LGBTİ+ bireylerden bahsederken, zavallı bebeği daha ilk günden kodlamanın pek iyi bir fikir olmadığını düşünüyorum. Birçok farklı cinsel yönelimi daha yeni yeni kucaklamaya çalışırken, konuyu yine “kız mı, erkek mi” düzleminde basitleştirmeye ne gerek var ki şimdiden? Bir grup anne-baba, renklerin pembe ya da maviden ibaret olmadığını düşünerek, daha nötr bir cinsiyet dünyası yaratmanın yollarını ararken, kendi ellerimizle bu pembe-mavi ikiliğini yaratmayı ve bunu tüm çevreyle (hatta dünyayla) paylaşmayı bir daha düşünmek gerekiyor. Zaten bu cinsiyet partilerini 2008 yılında sanırım naif bir şekilde başlatan blogger da, çoktan pişman olmuş bile. Hatta Kaliforniya’da bir cinsiyet belirleme partisi sonrasında çıkan ve bir kişinin ölümüyle sonuçlanan devasa yangın sonrası “ne olur bu aptal partileri durdurun ve çocuğunuzun penisi olduğunu paylaşmak için ortalığı yakmayın” diye veryansında bulunmuş.  



Çevremiz ya da maruz kaldığımız kitlesel araçlar bizi her ne kadar kutuplaştırmaya çalışsa da, büyüklerimizin söylediği “aman canım sağlıklı olsun da, gerisi önemli değil” düsturunu akıldan çıkarmamak en sağlıklı çözüm gibi. ~e