Fakir Kokusu

Netflix’in sunduğu dizi kalitesini, film seçkisinde bulmak her zaman kolay olmuyor. O nedenle “Netfix’te izlenebilecek filmler” gibi kısa yollarla film arıyorum çoğunlukla. Güney Kore yapımı “Okja” filmiyle de bu vesileyle tanışmıştım. Bir çocuğun bir hayvanla olan duygusal ilişkisini, kapitalist ve yozlaşmış gıda sektörünü bolca eleştirerek anlatan film, bende çok güzel hisler bırakmıştı. Filmekimi 2019’da da, aynı yönetmenin (Joon-ho Bong) “Parazit” filmini duyunca, mutlaka gitmek istemiştim ama kapalı gişeydi. Şanslıyız ki film, “Bize Her Gün Festival” kafasındaki Başka Sinema’da gösterime girdi.

Film “sınıf farkı” üzerine kurulmuş durumda. Tıptaki anlamı “başka bir organizmanın üzerinde yaşayarak bu organizmanın kaynaklarını kullanan ve ona zarar veren” olan “parazit” kelimesi, filmin konusunu birebir anlatıyor. Çok sefil durumdaki bir ailenin bireyleri, peyderpey aşırı zengin bir ailenin evine sızıyor. Sınıflar arasındaki uçurumu birçok metaforla ifade eden filmde, benim en çok hoşuma giden detay “koku” oldu. Bir film kokuyu nasıl hissettirecek diyebilirsiniz. Film, fakir durumdaki karakterlerin zenginlerden daha farklı koktuğunu o kadar ince detaylarla işlemiş ve fakir olan grubu o kokudan dolayı o kadar “aşağılık” hissettirmiş ki, ben bir izleyici olarak kastettikleri kokuyu duyar gibi oldum. Hatta bir ara gerçekten çok sinirlendim, sanki benim onuruma dokunmuşlar gibi oldu.


Film Cannes’da Altın Palmiye almış. “Oscar da alır” yorumları var. İnşallah diyor, izlenecek filmlerin arasına yönetmenin “Kar Küreyici” (Snowpiercer) yapımını da ekliyorum. --e