Gidenlerin Ardından

19 yaşımda önce üniversiteyi yurt dışında okumak için giden arkadaşlarımı uğurladım. Sonra bazıları döndü, bazıları ise oralarda kalmayı tercih etti. Akabinde yüksek lisans, doktora furyası başladı. Gidenlerin çok azı yurda geri dönerken, Türkiye’deki birçok arkadaşımda da yurt dışında yaşama sevdası başladı. Artık öyle bir hal aldım ki, arkadaşlarımı “Fransa Zeynep” “Hollanda Zeynep” diye gittikleri ülkelere göre anlatır oldum. Her gidenin ardından ne kadar üzüldüğümü, arkadaşlarımın ülkeye her ziyaretini nasıl dört gözle beklediğimi tarif etmek mümkün değil.


Gittiniz hep dizi dizi,

Bıraktınız ülkemizi,

İlkbaharda gene gelin,

Unutmayın sakın bizi. ~ Zeki Tunaboylu


Hal böyle olunca Evrim Kuran’ın son yazdığı “Onlar Göçtü Buradan – Türkiye’nin Yeni Göç Nesli” kitabını okumak da farz oldu. (Evrim Kuran’ı bilmeyenler için, kendisi ünlü bir kuşak araştırmacısı ve bir önceki kitabı “Z – Bir Kuşağı Anlamak” üzerine yazdığım bir eski yazıma da göz atabilirsiniz.)


Bu kitap da yine oldukça kapsamlı bir araştırma sonucu kaleme alınmış. 118 ülke, 728 kentte yaşayan 3253 göçmenle gerçekleştirilen bu araştırmanın çıktıları ise ne yazık ki hiç şaşırtıcı değil, ama yürek burkan bir noktada. 1960-1970 döneminde “işgücü göçü” olarak başlayan süreç, sonraki 10 yıllık dönemde, işçi olarak gidenlerin ailelerini yanlarına almaları ile biraz daha kalıcı hale gelmiş durumda. 1980’lerde 12 Eylül darbesi sonrası siyasal göç, 1990’larda terör sebepli etnik göç derken; bugün içerisinde bulunduğumuz, çoğunluğunu yüksek öğrenim görmüş genç kuşak göçmenlerin oluşturduğu yeni nesil göç ise ne iş bulma amacına indirgenebilecek kadar “gönüllü”, ne de siyasal / etnik sebeplerle kısıtlanacak kadar “zorunlu”. O nedenle yazar bu yeni nesil göç kavramını “zorunlu gönüllü göç” olarak tanımlıyor, ki bu tanımı oldukça sevdim!


Son 3 yılda, 10 bin milyoner, 13 bin girişimci ve işinsanı, toplamda 23 bin kişi Türkiye’yi terk etmiş. Bu rakamlara bakıldığında, Türkiye; Çin ve Hindistan’ın ardından en çok milyoner kaybeden üçüncü ülke noktasına gelmiş. Yaşanan beyin göçünün ülkeye 220 milyar dolara mal olduğuna dair bir tahmin bile var. Peki ama insanlar neden gitme kararına varıyorlar? Başat sebepler arasında ne yazık ki, ekonomik sebepler ve ülkenin siyasal atmosferi yer alıyor. Bugün Türkiye’de üniversite mezunu genç işsiz sayısının 1.1 milyon olduğunu düşünürsek, bu sebepler oldukça anlaşılabilir. Gençlerin iş bulamıyor olmaları başlı başına bir problemken, en büyük açmaz ise var olan düzene dair umutsuzluk. Araştırmalara göre üniversite öğrencilerinin %51’i de iş yaşamında liyakat olmadığına inanıyor, çoğunun maruz kalacağına inandığı sistem ise nepotizm, yani akraba / adam kayırma. Bugün nepotizm ne yazık ki, devlet kurumlarından özel sektöre kadar hepimizin maruz kaldığı bir gerçeklik. Bu duruma katlanmak istemeyen birçok nitelikli genç de çareyi daha adaletli olduğuna inanılan ülkelerde buluyor.


Kitapta birçok göçmenin hikayesi de paylaşılmış durumda. Çoğu memleket hasreti çekse de, ailesini özlese de, %70’i mevcut şartlar aynı kaldığında, yine olsa yine göç ederdim noktasında. Bu oranı okuyunca, giden arkadaşlarımın çoğunun geri dönmeyeceğiyle de barıştım sanırım. Ama içimdeki iflah olmaz romantiği sevindiren bir bulgu da var: Ülkedeki mevcut siyasi ve ekonomik koşullar değişirse, katılımcıların %50’si geri dönmeyi düşünebileceğini dile getirmiş.


Göç kavramının zorluklarını, güzelliklerini, Türkiye’nin mevcut sıkıntılarını ve olası çözüm önerilerini hap bir şekilde sunan bu kısa eser; kimi zaman siyasal ve sosyal durumumuzla sinirli bir halde yüzleşmenize yol açacak, kimi zaman da göç edenlerin hikayeleriyle duygusallaşmanızı sağlayacak karmaşık hisli bir kitap. Kitaba dair güzel bir söyleşiyi izlemek isterseniz de, Yekta Kopan & Evrim Kuran sohbetini de oldukça tavsiye ederim. ~e