Görüntülü Arama Yorgunluğu

Son 1-2 haftadır aklımı kurcalayan bir soru var: Neden görüntülü arama ile yapılan toplantılardan sonra yorgun hissediyorum?


Aslında normal bir toplantıdan pek bir farkı olmaması gerek. Kulaklığımı takıyorum, videomu açıp diğer insanlara bağlanıyorum. Ama sonrasında, normal bir toplantı sonrasına oranla daha fazla yorgun hissettiğimi fark ettim. Bu hafta okuduğum bir yazı da bana bu konuda yalnız olmadığımı gösterdi. Yazı bu bahsettiğim yorgunluğa, son zamanlarda en sık kullanılan görüntülü arama uygulaması Zoom’a atfen, “Zoom yorgunluğu” (İngilizcede “Zoom fatigue”) adını vermiş ve altında yatan olası nedenlerden bahsetmiş. 


Bana en ilginç gelen, ve aynı zamanda en muhtemel olduğunu düşündüğüm neden insanların görüntülü konuşma sırasında kendilerini ekranın bir köşesinde görmeleri. (Diğer nedenleri merak edenlere ve bu yorgunluğu yaşamış olanlara yazının tamamını okumalarını tavsiye ederim.) 


"Video konferanslarda nasıl daha iyi görünülür" ipuçları başlamış bile

Kendi görüntümüzü gördüğümüzde beynimizin bir bölümü ister istemez ona odaklanıyor. Aslında bu bilindik bir durum. İnsanların kendi görüntüleriyle olan (takıntılı) ilişkileri çok eskilere dayanıyor. Narsisizm kelimesini borçlu olduğumuz sudan yansıyan kendi görüntüsüne bakarak hayatını geçiren Yunan mitolojisi kahramanı Narkissos bunun bir örneği. Aynı şekilde ayna olan her ortamlarda insanların istemsiz bir şekilde kendilerine aynada bakma ihtiyaçları da (bakınız asansörler).



Normal zamanda ama sosyal ortamlarda kendimizi gözlemleme fırsatımız çok olmuyor. Ama birçok görüntülü arama uygulaması sayesinde artık sosyal bir iletişim sırasında da nasıl göründüğümüzü, nasıl davrandığımızı, konuşurken yüzümüzde oluşan ifadeleri, kısacası genel hal ve tavrımızı rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Bu gözlem, ve beraberinde getirdiği olası öz eleştiri, görüntülü arama sırasında daha fazla zihinsel efor harcamamıza neden olup sonrasında yorgunluk yaratabiliyor.


Kendini sürekli görmenin neden olabileceği öz eleştiriden bahsetmişken aklıma gelen yeni bir soru da şu: Günlük hayatımızda sıradan bir obje olan aynanın icadı ile psikolojik bozukluklar artmış olabilir mi? Ya da ayna icat edilmeden önce insanların kendileri ile olan ilişkileri nasıl farklıydı? Merak bedava 😊~n