Ayrımcı ve Manipülatif Sistemler Karşısında Güçlü Hissetmenin 5 Yolu



Bitmek bilmeyen ırkçı şiddete, George Floyd ve Breanna Taylor gibi trajik hikayeler eklenmeye devam ederken (bu hikayeleri henüz bilmiyorsanız lütfen okuyun) bana ve topluma iyi geldiği için yaptığım, sizi de yapmaya davet etmek istediğim 5 şey var:


1. Yas tutmak. Irkçılığın, ayrımcılığın acısını kalbimde gerçekten hissetmek. Görüp geçmek yerine, durmak, ve o acıya yer açmak. Bizi aksiyona geçirecek tek şey bu üzüntüyle gerçekten yüzleşmemiz. Haklı olarak bir yerden sonra etrafta olup bitenlere dayanamayıp kalbimizi, gözümüzü kapatıyor olabiliriz. Kurulan bu ayrımcı sistemleri değiştirmek için, kendimizi yormadan, ufak ufak da olsa bu yası tutmaya devam etmemiz gerekiyor uzun vadede.


2. Kendimi eğitmek. Örneğin bugün gaslighting terimini biraz araştırdım. Gaslighting, özünde manipülasyon ve şiddet olarak özetleyebileceğimiz, haklı olan, sömürülen kişiyi, kendinden şüphe edecek hale getirme hareketi. Bunun örneklerini, huzurlu bir şekilde protesto ederken bir anda kendimizi şiddet içinde bulduğumuz, haklı protestolarımızın itibarsızlaştırıldığı Gezi günlerinde yaşamıştık. En yakın örneğini de Amerika’daki “Ama siyahlar şiddetsiz protesto yapamıyor, mağazaları yağmalıyorlar!” demeçlerinde yaşadık. Hakkını arayan ve sömürülen bir siyah kadının bu durumu çok güçlü bir şekilde özetleyişini mutlaka izleyin - yağmalamalar hakkındaki fikriniz değişecektir. Kendi içinizdeki önyargıları fark etmeye başlamak için de şu 2 sosyal medya hesabını takip etmek kadar bile olsa minik bir aksiyon olabilirsiniz: @thegreatunlearn ve @rachel.cargle. Eğer daha derine inmek isterseniz, şu kitapları çok tavsiye ederim: Why I’m No Longer Talking To White People About Race ve White Fragility.


3. Aksiyona geçmek. Bana “küçük” görünse de, birçok kişi toplanıp aldığında etkisi ve anlamı olan aksiyonları almak. Örneğin bu hafta ırkçılığı sonlandırmak için çalışan organizasyonlara bağışta bulundum. Çalıştığım organizasyonlardaki liderlere ayrımcılığı sonlandırmak için aksiyon almak istediğimi dile getirdim, çalışma grupları kurulmasına ön ayak oldum.


4. Sanata dönmek. Acıyan yerlerimizi iyileştirmenin en etkili ve güzel yolu sanat. Bu hafta siyah müzisyen Nina Simone’un bu sözü beni çok etkiledi: “Benim için önemli olan… ve hep yapmaya çalıştığım, o kadar kendim gibi olmak ki, beni dinleyenler, benimle tanışanlar, kendileriyle yüzleşsin. Benim içeride ve dışarıda kim olduğumla yüzleşsin, en dürüst halimle. Ve böylece kendilerini fark etmek zorunda kalsınlar, hem de hemen.” Bugün hissettiğim hüzne, dünyadaki ırkçılığa, ayrımcılığa, baskıya bir soundtrack olarak kabul edebileceğimiz, bu güzel Nina Simone şarkısı I Wish I Knew How It Feels To Be Free ile eşlik ediyorum. Şarkının sözleri de burada.


5. Umudumu güçlendirmek. Sosyal medyada bu hafta bir fırtına gibi esen #erkekyerinibilsin akımını takip etmişsinizdir. Normalde kadınlar için söylenen söylemlerin erkekler için söylenmesi inanılmaz bir etki yarattı. Unutmamak lazım ki, biz insanlar, başkalarına acı çektirme kapasitemiz olduğu kadar, yaraları sarma, mizah yapma ve yarattığımız sistemleri değiştirme kapasitesine de sahibiz. Sistemleri biz yaratıyoruz. Ve onları yeniden yaratabiliriz. 


Umarım bizler de, yasımızı tuttuğumuz, kendimizi eğittiğimiz, aksiyona geçtiğimiz, sanatı desteklediğimiz ve umudumuzu güçlendirdiğimiz nice günlerde buluşuruz.  ~z