Kablo Kesenler

Son 8 senedir neredeyse hiç kablolu TV yayını izlemedim. Eksikliğini de hiç hissetmedim. Arkadaş çevremde normal olarak görülen bu davranış genelde bir veya birkaç önceki kuşak tarafından şaşkınlıkla karşılanıyor. “Haber de mi izlemiyorsun?” diye tepki alıyorum çokça. Evet kablolu yayın haberlerini izlemiyorum, daha doğrusu izleyemiyorum! Sündürdükçe sündürülen, bol dozda ajitasyon ve agresyon içeren haber ve tartışma programları genelde hiçbir şey öğretmediği veya dünyaya dair bir perspektif katmadığı gibi bir de sinirlerimi bozuyor. Örneğin, bir doğal afet haberi sunulacak. Formül belli: en yürek burkan videoyu bul, arka planda aynı videoyu milyon defa döndür, önde birbirlerine bağıra bağıra konuşan konunun uzmanlarını koy, kenara da diş kovuğunu doldurmayan sorular soran bir moderatör. Bu sündürme teması dizilerde de var. Hatta öyle ki Türk dizilerinde zaman doldurmak için karakterlerin birbirine attıkları uzuuuun bakışlar Ekşisözlük’e bile konu olmuş.

Kablolu TV ile vedalaşma eğilimi gösteren tabii ki bir ben değilim. Dünyanın genelinde artan bu trende özellikle Y ve Z kuşağında daha çok rastlanıyormuş. Hatta kablolu yayını tamamen bırakanlar Amerika’da “cord cutters” yani “kablo kesenler” olarak adlandırılıyormuş. Ve tabii pandemi bu son 10 yılın trendini de bir haylice hızlandırmış durumda.

“Peki haberleri izlemiyorsan dünyadan nasıl haberin oluyor?”

Bu konuda birkaç farklı görüşüm var. Birincisi dünyada çok şey oluyor. Ve maalesef çoğu kötü şeyler. Arada iyi şeyler olsa bile insan beyninin olumsuz bilgiyi tutma eğilimi her zaman daha yüksek. Hal böyle olunca her an her şeyden haberdar olmak “Dünya’nın sonu bugün geldi mi?” hissiyatını yaşatıyor sürekli. O nedenle bütün haberleri izleme veya okuma konusu bizi gerçekten daha bilgili mi yapıyor yoksa daha çok stres sahibi mi yapıyor emin değilim. Bir diğer düşüncem ise anlık haberlerden daha çok konular ve o konularda neler olup bittiğini öğrenmek daha çok ilgimi çekiyor. Bunun için de Twitter ve Bundle gibi uygulamalar üzerinden ilgimi çeken konuları takip edip kendi istediğim zamanda okumayı tercih ediyorum. Bir diğer sevdiğim kanal ise Youtube üzerindeki güzel haber içerikleri paylaşan kanallar. İnternetin doğası gereği bu içerikler en kısa sürede en zengin içeriği verecek şekilde birbirleriyle yarışıyorlar. Yani boş laf sündürmece pek olmuyor. O nedenle herhalde bazen bu haber içerikleri kısa belgesel tadı bile verebiliyor. Bu kanallardan birkaçı DW Türkçe, +90, BBC Türkçe, ve Vox. Birkaç tanesine göz atmak isterseniz de aşağıdaki videolardan başlayabilirsiniz. ~n