Kabullendiklerimize İsyan

Adına ister eleştirel düşünce diyelim, ister analitik bakış açısı diyelim, bir şeyleri sorgular olma hali hem bir lütuf hem de bir lanet gibi hissettirebilir. Kabul etmeliyim ki, bazen çok kurcalamak sizi ortalama mutluluktan uzaklaştırabilir. Ama bence sorgulayan zihinler, sorgulamanın verdiği hazza öyle bağlanmışlardır ki, “neden, niçin” sorularıyla inilen dipsiz kuyuların karanlıkları, onları tam olarak mutsuz etmeye de yetmez. 


Özetle ben, sanırım lise yıllarında bana enjekte edilen bu eleştirel düşüncenin gönüllü mahkumuyum. Buna rağmen, Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgü kitabını da bu kadar geç keşfettiğim için kendime kızgınım. Kitap gündelik hayatta karşılaştığımız birçok konunun (cinsiyet, ölüm, sanat, kelimeler, seçimler, ev, bilgi, psikoloji, teknoloji, insan, evlilik, çocuk, hayvanlar vb) çokça da kanıksadığımız ve sorgulamadığımız karanlık yönlerine ışık tutarak bizi düşünmeye sevk ediyor. Kitabın alt başlığı olan “günlük hayatta totalitarizm” gerçeğinin, en basitinden yaşadığımız evden (uyuyacağımız, yemek yiyeceğimiz, televizyon izleyeceğimiz yerlerin bile bize totaliter şekilde kodlanması) tutun da, kullandığımız sevgi sözcüklerine kadar (karmaşık ve oldukça öznel olan sevme deneyimini, “seni seviyorum” cümlesine döktüğümüz zamanki totaliter sahiplenme ve standartlaştırma) her tarafımızda olması beni oldukça etkiledi. Kitabın 1992 yılında basıldığı düşünülürse, tabii ki bazı eleştiriler okuyucuya tanıdık gelecektir, ama yine de satır aralarındaki bazı detaylar altı çizilip tekrar tekrar okunası nitelikte.


Eğer siz de farklı bakış açıları kazanma tutkunu biriyseniz ve halen okumadıysanız 20 farklı denemeden oluşan Cehenneme Övgü eserini zevkle öneririm. Bir doz daha Gündüz Vassaf isterseniz de, ek olarak Nilay Örnek’in “Nasıl Olunur” podcastlerinde Gündüz Vassaf’ı dinleyebilirsiniz. ~e


Sizin de son zamanlarda okuduğunuz, dinlediğiniz, izlediğiniz, böyle kışkırtıcı, sorgulayıcı eserler varsa, lütfen bize yazın! 🖊️