Karanlık Turizm

Tatil dendi mi çoğu insanın aklına güzel güneşli bir deniz kenarı veya hareketli renkli bir şehir geldiğini düşünürdüm, ta ki Netflix’in Dark Tourist serisini izleyinceye kadar.


Meğerse çok azımsanamayacak bir kitle tatillerini radyasyon bölgelerini, perili evleri, katliam veya doğal afet nedeniyle terkedilmiş bölgeleri ziyaret ederek geçiriyormuş. 😱 Bu yeni turizm türüne karanlık turizm (İngilizce’de dark tourism) deniliyormuş. Toplam 8 bölümden oluşan serinin her bölümü izleyenleri hayrete düşürme garantili. Zira ben izlerken tam bir teyzeye dönüşüyorum ve kendimi şu tepkileri verirken buluyorum:


Bu insanlar çıldırmış olmalı?!

Tövbe tövbe… Neler var dünyada…

Allah akıl fikir versin!

Insanların işi gücü yok heralde, ya da canları çok sıkılıyor!


Şaka bir yana, zevkler ve renkler tartışılmaz derler ama bu tarz garip zevklerin altında yatan motivasyonu ve genel psikolojiyi çok merak ediyorum. Karanlık turizm üzerine araştırma yapan kişiler bu tarz turizmin yeni bir olgu olmadığını ve bunun örneklerine tarihte rastlandığını söylüyor. Mesela, Antik Roma’da insanların ölüm arenası olan Colosseum’u görmek için uzak şehirlerden seyahat etmesinin bir karanlık turizm örneği olduğu söyleniyor. Günümüzdeki ünlü karanlık turizm noktaları arasında ise Çernobil, Auschwitz-Birkenau toplama kampı ve 11 Eylül Müzesi var. Bunun gibi yerleri ziyaret etmenin altında yatan motivasyonun ise, tarihi öğrenme isteğinin ötesinde, ölüme daha yakından bakma içgüdüsü olduğu düşünülüyor. --n


Çernobil nükleer reaktörünün önünde turistlerin selfie keyfi (!)