Nisan’a Ne Oldu?

Takvime erişimim olmasa ve biri bana sence kaç gündür karantina hayatı yaşıyorsun diye sorsa herhalde cevabım yaklaşık bir ay olurdu. Gerçek ise bugün 2. ayı bitiriyoruz! 2 ay nereye gitti, Nisan’a ne oldu, zaman nasıl böyle hızlı akıp geçti hiçbir fikrim yok derken bu hafta tam da bu hissiyatımı doğrulayan bir yazı okudum. Yazı kısaca karantinanın zaman algımızı altüst ettiğini ve çoğu insan için haftaların çok hızlı geçtiğini yazıyor.


En azından bir tek ben böyle hissetmiyorum deyip önce bir rahatladım. Yazının devamı ise 20 sene hapis yattıktan sonra The Guardian’da köşe yazarlığı yapan Erwin James’in bu durum hakkındaki görüşünü anlatıyor. Her ne kadar evimizin rahatında geçirdiğimiz karantina ile hapishane dört duvarı arasındaki hayat arasında dağlar kadar fark olsa da, Erwin hapis yatan her insanın bu zaman çelişkisini deneyimlediğini söylüyor: Günler bir ömür sürerken gözünü kapatıp açıyorsun ve bir ay geçmiş! 



Sonra da bu zaman algısı konusunu biraz araştırdım (işim gereği çokça psikoloji araştırması okuduğum için benim için olağan bir aktivite bu 😊). Çoğu araştırma insanların subjektif zaman algılarının objektif zaman ile örtüşmediğini söylüyor. Geriye dönük zaman hissiyatımızın temelinde ise beyinde kodlanan etkinlik sayısı ve etkinlikler arasındaki benzerlik yatıyor.


Bu teoriye göre etrafınızda olan olaylar ne kadar çok farklılık gösteriyorsa geriye dönük olarak o zaman dilimini o kadar daha uzun hatırlıyorsunuz. Ama eğer her gün birbirine benziyorsa, örneğin hep aynı fiziksel alanda bulunuyor ve aynı şeyleri yapıyorsanız, beyin birbirine benzeyen bu süreleri bir araya toplayarak kodluyor. Bu da sizin o zaman dilimini daha kısa hatırlamanıza neden oluyor (Birbirine benzer bilgileri bir araya toplayarak kodlamak aslında beynin daha etkili çalışmasına neden oluyor, çünkü böylece yeni bilgiye yer açıyor).


Kısacası beyin benzer etkinlikleri, olayları birlikte kodluyor, bu da geriye dönük hissettiğiniz zamanı kısaltıyor; farklı etkinlikleri ve olayları ise farklı kolduyor, ve bu da hissedilen zamanı uzatıyor.


Mesela birbirinden çok farklı aktiviteler yaptığınız bir günün sonunda “Ne kadar uzun bir gün oldu!” diye hissedersiniz. Ya da tatil için farklı bir yere gidip orada bir iki gün geçirdikten sonra sanki bir haftadır evden uzaktaymışsınız gibi hissedersiniz. Aynı şekilde karantinada da aynı mekan içerisinde birbirinin aynısı geçen günler, geçmişe yönelik hissettiğiniz zamanı kısaltıyor ve “İki ay nasıl geçti hiç anlamadım!” düşüncelerine yol açıyor. Çözüm? Her gün aynı şeyi yapmayın! (dedi her gün aynı köşede oturup oturup aynı şeyi yapan yazar…) ~n 


Karantinada Her Gün Farklı Şeyler Yaparak Zamanı Yakalayabiliriz Belki?