Kimlik Bölünmesi

Genelde yaratıcı zeka ile delilik arasında ince bir çizgi olduğu söylenir. Hatta geçtiğimiz sene yayınlanan bir araştırma çok yaratıcı olan insanlarda ortalama bir insana göre şizofren, bipolar bozukluk ve depresyon riskinin daha yüksek olduğunu bulmuş (Çok yaratıcı insanlar derken gerçekten çok! Hani “Bizim oğlan çok yaratıcı, çok zeki” şeklinde değil, gerçekten çok yaratıcı insanlardan bahsediyoruz. O yüzden içiniz rahat olsun, büyük ihtimalle biz böyle bir risk taşımıyoruz😂). Tabii bunları okuyunca ilk aklıma gelen kişi ünlü tablolarına ek olarak kendi kulağını kesmesi ile bilinen Van Gogh oldu.


Yine bu konuya nereden geldik derseniz, size yakın zamanda tanıdığım (ve hala hayatta olan) en ilginç ressamdan bahsetmek istiyorum. Adı Kim Noble. Yani en azından doğum sertifikasında öyle geçiyormuş. Ama kendine soracak olursanız adının Abi, Patricia, Judy, Ken, Ria veya başka bir şey olduğunu söyleyebilir. Çünkü kendisi bir bedende 10’dan fazla kimlikle birlikte yaşıyor.


Geçmişe dair fazla bir şey hatırlamasa da uzun süreli terapi sonucunda Kim’in çok küçük yaşlarda (1-3 yaşları arasında) uzun süreli şiddet ve istismara maruz kaldığı anlaşılmış. Katlanılamayacak derecede travmatize olan zihninin kendini korumak için birçok parçaya bölündüğü ve bunun sonucunda da bir sürü farklı kişiliğin ortaya çıktığı düşünülüyor. Doktorlar da çoklu kişilik hastalığının (İngilizcesi ‘dissociative identity disorder’) çoğunlukla büyük bir travma yaşayan kişilerde gözlendiğini söylüyor. Kim’in yeni kişiliklerinin çoğu travmaya yol açan olayı hatırlamıyor. Böylelikle de günlük hayat(lar)ına normal bir şekilde devam edebiliyor.


Kimliklerin her biri yaş ve cinsiyet olarak birbirinden farklı. Kimi genç kimi yaşlı, kimi kadın kimi erkek… Her birinin kendine özgü bir karakteri, hatta kendine ait bir e-mail adresi bile varmış. Bir gün içinde birden fazla kez bir kimlikten diğerine geçiş yapabiliyor. Fakat bu geçişler arasında hafıza sürekliliğini kaybediyor. Mesela sabah “Abi” kimliğindeyken öğlen “Patricia” kimliğine geçerse, Patricia sabah ne olduğunu hatırlamıyor. O nedenle Kim genellikle kendini garip durumlar içinde buluyor. Mesela kimliklerden daha genç olan Judy’nin bulimia hastalığı yüzünden Ria kendini bir anda hastanede bulabiliyor. Veya Abi’nin eve sipariş ettiği pizza kapıya geldiğinde Patricia çoktan yemek yemiş olabiliyor.

Kim’in hikayesinin garipliği burada da bitmiyor, çünkü kişiliklerinden çoğu aynı zamanda ressam. Her birinin kendine özgü bir tarzı var. Daha da ilginci bu tarzlar birbirinden bir o kadar da farklı. Her kimliğinin yaptığı eserleri kendi websitesinde bulabilirsiniz. İlk sergisini açmak istediğinde, ne yazık ki bu sanatsal çeşitlilik karşısına bir bariyer oluşturmuş. Çoğu küratör tutarlı bir sanatçı kişiliği/tarzı olmadığı için onunla çalışmak istememiş. Bugün ise kendisi tam 13 sanatçı kişiliğiyle 100’den fazla sergi açmış bir ressam!!! 


Zamanınız olursa mutlaka Kim Noble’ı anlatan bu videoyu izlemenizi öneririm. Eğer psikolojiye biraz ilginiz varsa baştan sona ağzınız açık bir şekilde izleyeceğinizden hiç şüphem yok! --n