Kısa Kısa Bu Hafta

Bu hafta gözüme çarpan, bana ilginç gelen, ve beni düşündüren birkaç şey oldu. Ama hepsi birbirinden bağımsız olunca tek bir yazı etrafında toplamak zor oldu. Onun yerine hepsini biraz biraz sizlerle paylaşmak istedim. Buyrunuz, bu haftanın potpurisi:


  • Beni yakından tanıyanlar uykuyu, özellikle de sabah uykusunu, ne kadar çok sevdiğimi bilir. Hatta daha önceki bir yazımda da sabah erken kalkma veya gece geç yatma davranışının bir alışkanlıktan öte genetik faktörlere dayandığından bahsetmiştim. Ama yine de toplumdaki genel kanı sabah erken kalkan insanların çalışkan ve verimli olduğu, erken kalkamayan insanların ise tembel olduğu yönünde. Tabii ki bu genel kanı benim çok katılmadığım bir düşünce. O nedenle de ne zaman buna ters düşen bir örnek ile karşılaşırsam hemen beynim o örneği kaydediyor. Bu hafta karşılaştığım bir yazı da bu örneklerden biri oldu. Yazının yazarı Maria Popova uzun bir çalışmanın ardından 37 ünlü yazarın sabah kalkış saatlerini bu yazarların otobiyografilerinden, yazılarından, ve röportajlarından toparlamış. Bunun yanına da her bir yazarın ne kadar verimli çalıştığını (örneğin kaç kitap yazdıklarını) koymuş ve ortaya şu tablo çıkmış. Aralarında Honore de Balzac, Ernest Hemingway, Virginia Woolf’un da olduğu birbirinden ünlü 37 yazarın sabah kalkış saatleri sabaha karşı 1’den öğlen 12’ye kadar geniş bir yelpazede değişiyor. Örneğin Honore de Balzac sabaha karşı 1’de kalkıyormuş (ne zaman yatıyor merak ettim!), Ernest Hemingway 6’da, Stephen King 8’de, Virginia Woolf 9’da, F. Scott Fitzgerald 11’de, Charles Bukowski ise 12’de kalkıyormuş. Verimliliklerine baktığımızda ise hepsi birbirinden verimli, hepsi birbirinden başarılı yazarlar. Kısacası “başarılı olmanın yolu güne erken başlamaktır” diye diretenlere duyurulur.

  • Bu hafta okuduğum diğer ilginç bir yazı da Çin’deki güzellik, daha doğrusu estetik operasyon pazarı ile ilgili. Çin’in dünyanın çoğu ülkesini geride bırakan büyüme hızı anlaşılan estetik operasyon pazarını da es geçmemiş. 2015-2019 arası estetik operasyon pazarı dünyada ortalama %9 büyürken, Çin’de %29 büyümüş. Ama işin ilginci operasyonu yaptıranların diğer ülkelerdekine göre çok daha genç olması. Örneğin, Amerika’da estetik operasyon yaptıranların çoğunluğu (yaklaşık %80’i) 30 yaşının üstündeyken, Çin’de çoğunluk 30 yaş altıymış. Yapılan operasyonların da yarısı çift göz kapağı operasyonuymuş. Bu büyümenin arkasında orta sınıfın gelir seviyesinin çok artması ve Çin’de kendi başına büyük bir sektör haline gelen sosyal medya influencerlarının Z generasyonu üzerindeki etkisi olduğu düşünülüyor.

  • Son olarak da bu hafta izlediğim Amerika’daki üniversite başvurularında yapılan yolsuzlukları anlatan Operation Varsity Blues belgeselini sizlerle paylaşmak istedim. 2019’da patlak veren bu skandal ile Amerika’daki yüksek gelirli bazı ailelerin çocuklarını prestijli üniversitelere sokmak için para karşılığında çocuklarının test skorlarını yükselttiği ve/veya çocuklarını sporcuymuş gibi gösterip okulların sporcu kontenjanından sokmaya çalıştığı ortaya çıkmış. Bunların kanun dışı davranışlar olduğu açık zaten. Ama bana asıl ilginç gelen şey “bağış” adı altında çocuğunuzu sokmak istediğiniz üniversiteye 10 milyon dolar verip üniversitenin çocuğunuzun başvurusuna daha özel bir şekilde değerlendirmesini sağlamak tamamıyla yasalar dahilinde. Oldum olası Amerika’da neyin rüşvet sayılıp neyin sayılmadığı konusu kafamı kurcalamıştır. Bu belgeseli izledikten sonra da bu kafa karışıklığım biraz daha arttı.


  • Amerika demişken bir de aklıma şu geldi. Son birkaç aydır Amerika’da devlet insanları aşı olmaya teşvik etmek için çeşitli yöntemler kullanmaya başladı: aşı olanlara çekiliş ile para ödülü, eğitim bursu, tatil gibi. Fakat bunlar yeterli olmamış olacak ki Batı Virginia eyaleti insanları aşı olmaya teşvik etmek için aşı olanlara çekiliş ile silah dağıtacağını duyurmuş! Bu kararın alındığı odada olup bunun iyi bir fikir olduğuna nasıl karar verdiklerini görmek isterdim açıkçası. ~n