Bir Ömürlük Tutku: Mithat Amca

Son zamanlarda sıkça duyduğumuz “şeyler” biriktirmek yerine “deneyimler” biriktirin öğretisinin belki de tam tersi bir alışkanlık koleksiyonerlik. Kimi zaman sadece o koleksiyon sahibinin anlayabileceği derin bir tutku bu. Koleksiyonunuza eklemek istediğiniz parçayı alana kadar zaman ve para olarak da sizi etkileyebilecek bir hobi. Örneğin ben gittiğim şehirlerden anahtarlık koleksiyonu yapıyorum. Anahtarlık, magnet ya da shot bardağına kıyasla nedense daha az popüler gibi, o nedenle o şehri anlatan bir anahtarlık bulacağım diye kaç dükkan gezip, içime sinen bir anahtarlığa kaç EUR’lar bayıldığımı bilirim.


Türk sinemasının önemli yeteneklerinden (Yapımcı, görüntü yönetmeni, senarist ve yönetmen, daha başka ne eklenebilir bilmiyorum.) Pelin Esmer’in kendi öz amcası Mithat Esmer’in bir ömür süren koleksiyonerlik tutkusunu aktardığı Koleksiyoncu belgeseli ve kurgusal filmi 11’e 10 Kala ise eminim ki, koleksiyonerliğe bambaşka bir gözle bakmanızı sağlayacak. Rahmetli Mithat Amca (gördüğünüz üzere filmlerin bendeki etkisi yüksek sempati oldu) ömürlük tutkusuna, daha 4-5 yaşlarındayken annesinin salça yaparken ayırdığı domateslerin en güzellerini bir köşeye saklayarak başlamış. Sonunda evini koleksiyonlarıyla o derece doldurmuş ki, adım atacak yer kalmamış. En büyük korkusu, evin su alması ya da camın kırılması imiş mesela. Baktığınızda evin su alması gibi gündelik bir problem, onun 50 yıldır biriktirdiği gazeteleri ziyan edeceği için Mithat Amca’nın gözünde bir felaket.


Bir nevi devam yapımı olan 11’e 10 Kala’da Mithat Amca’ya eşlik eden, kapıcı rolündeki Nejat İşler üzerinden de köyden kente göç, çarıklı erkan-ı harp/köylü kurnazlığı (böyle demekten ne yazık ki hoşlanmasam da, durum bu), İstanbul’da yaşayıp denizi bile hiç görmeyen binlerce insanı düşünmeden edemiyorsunuz. Film sizde kimi zaman buruk, kimi zaman tatlı hisler bırakıveriyor, o nedenle uygun bir vaktiniz için zevkle öneririm. ~e