Mustafa İnan’ı Tanır mısınız?

Belki aranızda İTÜ mezunları varsa, Mustafa İnan ismini sıklıkla duymuştur. Ben ne yazık ki, kendisini çok geç tanıdım. Sevgili arkadaşım Onur Cinel’in önerisiyle aldığım Oğuz Atay’ın “Bir Bilim Adamının Romanı” kitabı sayesinde, bu eşsiz öğretmenin, bu meraklı öğrencinin ve bu “iyi” insanın hayatı ile buluştum. Mustafa İnan öyle efsane bir bilim insanı imiş ki, öldükten sonra onun hayatı Erdal İnönü’nün önerisiyle ve TÜBİTAK’ın desteğiyle romanlaştırılmak istenmiş.



1911’de Adana’da doğan Mustafa İnan, savaş zamanı çok sancılı bir çocukluk geçirmesine rağmen her zaman öğrenmeye ve öğretmeye heyecan duyan bir insan olduğu için Türkiye’nin en değerli profesörlerinden biri haline gelmiş. Branşı teknik mekanik ve genel mukavemet imiş. Bu alanda çok değerli fikirler ve bilim pratikleri geliştirmiş olsa da, benim kalbime taht kuran Mustafa Hocam, hangi konunun hocası olursa olsun, öğrencileri ve bilim dünyası tarafından hayran olunacak bir figür olurdu sanırım.


Romanı okurken birçok karmaşık duygu yaşadım. Kah bu kadar eşsiz bir öğretmenin var olabileceğini görünce hayranlık duydum, kah böyle değerleri çoğu kez ülkemizde tutamayıp geri dönmemecesine kaybetmemize kahroldum. Dolayısıyla da hocamın da dediği “ithal malı” bilimle bir adım ileri gidemeyeceğimiz için ülkemizin gençliği, geleceği, sistemleri ve birçok başka derin konu için çok hayıflandım. Ama tüm bunlarla birlikte, çok çok değerli olan merak duyguma biraz daha sarılıp onu kucakladım. (Eminim hocam da okusa ya da duysa gurur duyardı.) Kısacası, kitabı okumadıysanız okuyun, okuduysanız yine şöyle sayfaları tekrar çevirin, pişman olmazsınız. Hatta belki oğlunun ağzından Mustafa İnan'ı anlatan bu videoyu da izleyebilirsiniz. --e