Networking mi, Samimiyet mi?

Geçen haftalarda bahsettiğim Ellevest’in blogunda dolaşırken hayatımda ilk defa kadınlar için yazılmış bir “networking yapmanın yolları” yazısına denk geldim. Rakamlarla raporlarla yürüdüğünü zannettiğimiz iş dünyasının en nihayetinde güven, ilgi, heyecan, destek gibi ölçülemeyen duygularla yürüdüğünü bence kadınlar erkeklere kıyasla daha iyi anlıyor. Ya da kadınlar bu ölçülemeyen duygulara daha çok ihtiyaç duyuyor, bilemiyorum.


Mesela bir araştırmada işle ilgili bir eğitime yakın bir arkadaşını getiren girişimci kadınların kendine daha büyük iş hedefleri koyduğu, daha fazla finansal risk aldığı ve kazandığı yatırımı da daha efektif harcadığı görülmüş. Başka bir araştırma ise erkeklerin merkezi ağlara ihtiyaç duyduğunu, kadınların ise hem merkezi, hem de içinde yakın ilişkiler olan ağlara ihtiyaç duyduğunu göstermiş. Bunun sebebi tam olarak bilinmese de, iş dünyasında güç ve yetki sahibi olamayan kadınların yükselmek için birbirine ihtiyaç duyması bir tez olarak ortaya atılmış. 


Kadın-erkek ayrımı ise aslında bir noktada önemsiz kalıyor bence. Ve belli ki bu araştırmaların çoklanması, doğrulanması, sadece kadınlar üzerine değil, hem erkekler hem kadınlar üzerine farklı ortamlarda yapılması gerek. O zamana kadar, kadın ya da erkek fark etmez, hepimiz kaç kişi tanıyoruz, tanıdıklarımızın pozisyonları neler, kaç kişi yönetiyorlar gibi sayısal detayları bir kenara bırakıp, anlamlı, keyifli ve samimi ilişkiler kurmaya odaklanabiliriz. Bunun hem işteki başarımıza hem de kalbimize iyi geleceği kesin. 😊 --z