Osmanlı’da Erkek Eşcinselliği ve Çocuk İstismarı

“Tarihini bilmeyen bir millet, yok olmaya mahkumdur.” - Mustafa Kemal Atatürk


Osmanlı tarihini kaç kere okuduk ama işte lisede öğrenmiş olamayacağınız bir bilgi: Erkek eşcinselliğinin ayıp sayılması yüzümüzü batıya döndüğümüz ve kadın-erkek ilişkilerinin normalleştiği Tanzimat dönemine (19. yy) denk geliyormuş. Yani o kadar yakın bir tarih. Öncesinde ise oğlancılık Osmanlı’da çokça yaygın. Yani aslında adına eşcinsellik diyemeyeceğimiz, çünkü tarafların eşit özgür iradede olmadığı, adına daha ziyade çocuk tacizi dememiz ve suç olarak görmemiz gereken, mide bulandırıcı davranış.


Tarihçi Ayşe Hür, “Tarihin Öteki Yüzü” podcast’inin bu bölümünde, oğlancılığın padişah ve saray çevrelerinden başlayarak toplumun her kesiminde ne kadar yaygın olduğunu, bizim Allah aşkından bahsettiğini sandığımız Divan edebiyatı şairlerinin erkeklere ve oğlanlara yazdığı gazelleri, hayvanlarla cinsel ilişki gibi konuları bile ele alan popüler Osmanlı dönemi kitaplarını, ve devletin istismar edenleri cezalandırmak yerine nasıl iki yüzlü bir şekilde istismar edilen gençlerden vergi topladığını anlatıyor.


Ağzım açık ve bağrım yanarak dinledim. Beni en çok kızdıran nokta ise, tarihin yine bize yanlış aktarılması (ya da aktarılmaması) oldu. Gerçi kendime sürekli hatırlattığım nokta da şu: Artık 31 yaşındasın, otur kendi tarihini kendin öğren.


Bilmeyenler için bir not: Tanzimat döneminde batıdaki kadın-erkek ilişkilerinden etkilenmiş olabiliriz ama eşcinsellik tarihi Avrupa’da Antik Yunan’a (MÖ 8. yy), Anadolu’da ise Asurlulara (MÖ. 25. yy) kadar dayanıyor. Eşcinsellik dünya tarihi boyunca zaman zaman kabul edilip, zaman zaman cezalandırılıyor. Dolayısıyla Tanzimat döneminin ötesine de bakmak lazım. --z