Özlemesi Garip Şeyler Listesi

Ece’nin nostalji üzerine yazdığı eski bir yazısının melankoliyle ilgili fikrimi değiştirmesinden beri, melankoli keyifli bir şey haline geldi benim için. Şu Korona günlerinde melankoli kapımı çaldıkça, hem melankoliden aldığım keyfi, hem de melankoli hissettiğim şeyleri bolca garipsiyorum. 


1. Arka fon sesleri. Korona’nın başlarında bir arkadaşım A Soft Murmur’ı gönderdiğinden beri, çalışırken müzik açık bile olsa, arka fonda hep bu beyaz ses uygulamasını dinliyorum. Rüzgar sesini açıp rüzgarı, ateşin sesini açıp ahşabın çıtırtılarını, kafe sesini açıp güneşli bir günde birkaç saatliğine o kafeye ait olan insanların mırıltılarını özlüyorum. Hem özlem ve özlemle gelen bir hüzün, hem de özlediğim dış dünya seslerine “sanal” olarak bile olsa kavuşmanın garip huzuru içinde yaşayıp gidiyorum.



2. Havaalanındaki özgürlük hissi. Gurbette yaşamanın ve gurbette yaşayanları sevmenin beklendik sonucu, aklının bir köşesinin hep başka ülkelerde olması. Ama ben sevdiklerimi ne zaman göreceğim düşüncesinin de ötesinde, itaatkar bir şekilde beni takip eden bavulumu sürüklerken, ekranda kalkan uçakların listesini görmeyi ve kendi kendime yaptığım “şu an istesem Kazablanka’ya giderim” geyiğini özledim. 


3. Geciken ve aksayan şeyler. Evlerimizde aşağı yukarı her şey bizim kontrolümüzde. (Bozulan elektrikli aletler ve sözümüzü dinlemeyen çocuklar dışında diyelim mi?) Fakat dış dünyada karmakarışık sistemlerin içine giriyoruz. Kayağa gittiğimiz bir Şubat günü elektrik kesintisi sebebiyle öğlen yemeğimizi servis edemeyen refüjü, kış aylarında sıkça çalışmayan Paris metrolarını, yağmurlu akşamlarda kilit olan trafiği özledim. Bu aksamaların yarattığı “ne yapacağız şimdi?” çözümlerini ve dar alanlardaki vakit ceplerini özledim. Trafikte kalınca edilen sohbetlerin, metro çalışmayınca yapılan yürüyüşlerin, ve öğlen yemeği gelmeyince önce tatlı, sonra çorba, sonra ana yemek yiyişlerin “sıra dışı”lığı size de tanıdık mı? ~z


Podcastimizin S2B7: Korona Falı: Özlüyor, Özlemiyor, Özlüyor… bölümünde Korona günlerinde özlediğimiz ve hiç özlemediğimiz şeyleri konuştuk: Nazlı çay reyonunda çaylara bakmayı özlemiş, Ece saatler süren arkadaş sofralarını, Zeynep de havaalanlarındaki özgürlük hissini. Tabii bir de özlenmeyenler var: kalabalıklar, trafik, kuyruklar, pek sevmediğimiz insanlar... 😄 Yer yer kahkaha, yer yer hüzünlü bir özlemle sohbet ettiğimiz ve üzüntünün bilimsel olarak kanıtlanmış faydalarından da bahsettiğimiz bu bölümü kaçırmayın!