Pırlantanın Beden Buluşu

Uzun zamandır ünlü dansçı, koreograf ve direktör Benjamin Millepied’nin dans gösterilerini izlemek istiyordum. Benim Paris’e taşındığım sene (2016) direktörlüğünü yaptığı Paris Opera ve Balesi’nden ayrılıp, geleneksel dansın baskılarından uzak durmak, modern dansı yeniden tanımlamak ve dünyanın her köşesinden dansçıları bir araya getirmek için Los Angeles’a taşınmıştı.


Bu sonbahar Millepied’nin 2012’de kurduğu The LA Project grubunun Made in LA gösterisi Paris’e geldi. Dört ay önceden, tereddütsüz ve parasına bile bakmadan bilet aldığım tek şey sanırım dans gösterileri. 😍


Modern dansı çoğu zaman fazla koyu ve depresif buluyorum. Anlaşılır bir hikaye etrafında dönmemesi ise içine girmemi iyice zorlaştırıyor. Nadir de olsa, Alvin Ailey’nin ünlü Revelations gösterisi gibi, insan bedeninin limitlerini zorlayan, neredeyse atletik, hikayesi derin ve müzikalitesi yüksek modern dans gösterilerini ise bayılarak izliyorum. O zaman dans hayat, hayat dans oluyor benim için.


Made in LA bütün bir gösteri olarak, ve özellikle Millepied’nin hem yönetip hem koreografladığı son dans Hearts & Arrows, kendimden geçerek izlediğim modern dansların arasına girdi. Philip Glass’ın kalbi kabartan ezgilerine koreografladığı bu dansı yaratırken, Millepied, pırlantadan ve pırlantanın ışık ile oyunundan esinlenmiş. Sahnede hiçbir şey tek tip değil. Bedenler farklı şekillerde ve renklerde, kostümler çarpıcı ve sade; sadece 8 dansçı var ve solist yok, ışık oyunları ve görsellik ön planda, sahne çıplak, spotlar asimetrik ve göz önünde, esler bolca ve perde inişleri ani. Hep kadın-erkek arasında izlemeye alışık olduğumuz ikili danslar ise kadın-erkek, kadın-kadın ya da erkek-erkek arasında.


Sahnede izlemenin keyfini size aktarmam mümkün değil (şöyle başlıyor), ama Hearts & Arrows kısa bir film olarak ekrana da uyarlanmış. 20 dakikalık bu şölene buradan buyrun. 😊 --z