Paris Filarmoni Orkestrası

Paris’in en sevdiğim yerlerinden biri, evime 20 dakika yürüme mesafesindeki Paris Filarmoni Orkestrası. Bu hafta orada sıradışı bir akşam daha geçirdim. Orkestra binası yapımı 20 yıl ertelendikten sonra Ocak 2015’te açılmış. Binanın dış mimarisi günün her saati farklı parlayan gümüş yaldızlar ve Frank Gehry’yi andıran yelkenimsi şekiller ve ters açılarla dolu.


Ana konser salonu ise, hangi köşede oturursanız oturun konser size özel veriliyormuş gibi hissettiğiniz, komşularınızı gözden uzak tutarken, sizi müzisyenlere yakın tutan girdiler çıktılarla, iç ısıtan turuncu, sarı, beyaz tonlarla, ve yumuşacık bulutumsu hatlarla dolu.


Her duyuya hitap eden bir müzik dinleme deneyimi bu. İki saatten fazla notalarla sarmalanırken, kadife koltuğunuza dokunmaktan kendinizi alamadığınız, konser arasında şampanya tattığınız, tavandan sarkan metal yaldızlı parçalara hayran kaldığınız, ya da terasta banliyölere doğru genişleyen Paris’i seyrederken yaklaşmakta olan kışı kokladığınız bir akşam.


Yüzden fazla müzisyenin smokinler ve abiyeler içinde her notaya eşit saygı göstermesine bakmaya doyamazken ben, bu hafta bir de hayatımda ilk defa bir kadın orkestra şefi izleme şansı yakaladım. Xian Zhang’in yönettiği Lyon Ulusal Orkestrası’nın o akşam en orijinal parçası, Fransa doğumlu Çin asıllı Qigang Chen’in “Luan Tan” isimli eseriydi. Konserin başında solo giren ve parça boyunca devam eden o aritmik perküsyonun hangi müzisyenden geldiğini bulmam yaklaşık 15 dakika sürdü. 😂 Hindistan Senfoni Orkestrası’nın bu Youtube kaydında siz bu zorluğu yaşamak zorunda kalmayacaksınız.


Daha yumuşak bir tını isteyenlere ise, konserin açılış parçası olan, Fransız besteci Maurice Ravel’in “Ma mere l’Oye”unu öneriyorum. Ravel dehasını çok ünlü Bolèro’sundan tanıyor olabilirsiniz. 😊 --z