Pes Etmeme Bilgeliği



Çok sevgili ve çok bilge farkındalık öğretmeni ve aktivist Thich Nhat Hanh, “Dünyada, Evinde” (“At Home In The World”) kitabında işte şu savaş hikayesini anlatıyor:


“1964 yılında Sosyal Servis İçin Gençler okulunu kurduk. Okul binlerce genç insanı savaştan zarar görmüş uzak köylere gidip insani yardım götürmek için eğitti. Bir gün Tra Loc köyünün bombalandığını duyduk; bu köy Quang Tri bölgesinde bizim inşa ettiğimiz bir köydü. Kuzey ve güneyi ayıran Askersiz Bölge’ye çok yakındı. Ben ve diğer sosyal hizmet çalışanları bu köyü insanların yaşamaktan mutlu olacağı güzel bir köye çevirmek için bir seneden fazla uğraşmıştık. Ve sonra bir gün Amerikan uçakları geldi ve köyü bombaladı. Komünist gerillaların köye girdiğini duymuşlardı.


Köylüler evlerini kaybetti ve bizim sosyal hizmet çalışanları da başka bir yere sığınmak zorunda kaldılar. Bize yazıp, köyü yeniden inşa edip etmemeleri gerektiğini sordular. Biz de “Evet, köyü yeniden inşa etmelisiniz,” dedik. Köyü yeniden inşa etmek için altı ay kadar daha uğraştık, ve sonra köy ikinci bir bombalamayla tekrar yıkıldı. İnsanlar tekrar evlerini kaybettiler. Ülkenin birçok köşesinde bir sürü köy inşa etmiştik fakat Askersiz Bölge’ye yakınken çok zordu. Bu nedenle bizim sosyal hizmet çalışanları köyü üçüncü kere inşa edip etmemeleri gerektiğini sordular. Uzun uzun düşünüp konuştuktan sonra “Evet, tekrar inşa etmelisiniz.” dedik. Ve böylece köyü üçüncü kere yeniden inşa ettik. Ne oldu biliyor musunuz? Köy Amerikan bombalaması tarafından üçüncü kere yıkıldı. Çaresizliğe kapılmaya çok yakındık.


Çaresizlik bir insanın başına gelebilecek en kötü şeydir. Biz köyü üç kere inşa etmiştik ve köy üç kere bombalanmıştı. Soru tekrar soruldu: “Köyü yeniden inşa mı etmeliyiz? Pes mi etmeliyiz?” Merkezimizde bir sürü konuşma ve tartışma yapıldı. Pes etmek fikri bize çok çekici geliyordu. Üç kere inşa etmek çok fazlaydı. Ama en sonunda pes etmeme bilgeliğini gösterdik. Yeniden inşa etmemeyi göze alamayacağımızı fark ettik. Eğer Tra Loc köyünden vazgeçseydik, umut etmekten vazgeçmiş olacaktık. Çaresizlik altında ezilecektik. Böylece köyü dördüncü kere yeniden inşa ettik.


Savaşı sona erdirmeyi tüm kalbimizle istiyorduk, fakat başaramıyorduk, çünkü savaşın sona ermesi bizim elimizde değildi, büyük güçlerin elindeydi. Savaşın sona ereceğine dair bir umudumuz pek yoktu, çünkü savaş çok uzun yıllardır sürüyordu. Çok fazla nefes farkındalığı ve kendime geri dönme çalışması yapmak zorunda kalıyordum. İtiraf etmeliyim ki çok fazla umudum yoktu, fakat hiç umudum olmasaydı, bu etrafımdaki genç insanlar için çok yıkıcı olurdu. Derin bir pratik yapmak ve içimdeki küçük umudu yeşertmek zorundaydım ki onlar için bir sığınak olabileyim. Böyle zor durumlarda kendi evimize, içimize dönüp, kendimizi onarmak, sağlamlığımızı, özgürlüğümüzü, huzurumuzu, sakinliğimizi yeniden bulmak zorundayız ki devam edebilelim. İşte bu yüzden hayatımızda spiritüel bir boyuta sahip olmak çok önemli.


Ben bu anın içinden geçerken bir grup genç insan gelip benimle oturdu, “Sevgili Thay, savaşın yakın bir zamanda biteceğine dair umutlu musun?” diye sordu. Savaşın biteceğine dair bir işaret göremiyordum açıkcası. Fakat ne kendimi ne de onları çaresizliğe kaptırmak da istemiyordum. Uzun bir süre sessiz kaldım. En sonunda, “Sevgili arkadaşlar, Buda her şeyin geçici olduğunu söylemiş. Savaş da bir noktada geçmek zorunda.” dedim. Şu soruyu sormalıyız: savaşın geçiciliğini hızlandırmak için ne yapabiliriz? Yapabileceğimiz şeyler var. Her gün kendimize dönmek ve bu duruma yardım etmek için ne yapabileceğimizi kendimize sormak çok önemli. Harekete geçmek çaresizlikten boğulmamamıza yardım eder.”


Pes etmeme bilgeliğini gösterdiğiniz, yıkılanları yeniden yeniden yeniden inşa ettiğiniz, kendinize döndüğünüz ve harekete geçtiğiniz bir hafta diliyorum sizlere. ~z

Image by Paul Weaver

Haftaya pazar e-mail kutunuzdayız!