Ultra Zoon Politikon

İnsanı, politik bir canlı olarak betimleyen Aristotales bu durumu açıklamak için “zoon politikon” kavramını geliştirmiş. İddia ediyorum ki, kendisi bugün bu topraklarda yaşıyor olsaydı, bunun ismine ultra zoon politikon derdi. Çünkü gün geçmiyor ki -gün bile geniş bir zaman dilimi oldu- hepimiz bir başka politik gündemin içerisinde buluyoruz kendimizi. Böyle bir ritmde yorulmamak ise imkansız. 2013 Gezi Olayları sonrasında, bir dönem gazete okumayı ve Twitter kullanmayı bırakıp kendimi soyutlamaya çalışmıştım. Bir nevi kafasını kuma gömen deve kuşuydum. Sonraları farkında olmadığım şeylerin ağırlığının altında ezilirken buldum kendimi ve kafamı kumdan kaldırdım.


Doğal olarak en büyük kaynağım Twitter. Yapılan araştırmalar da gösteriyor ki, Twitter’in Türkiye’deki gücü her geçen gün daha da artıyor. 2021-2020 yılları kıyaslandığında, Türkiye’deki internet kullanıcıları arasında payını en çok arttıran platform Twitter. (Oran son 1 yılda, %61’den %72,5’a yükselmiş durumda).


Sıklıkla yaptığım “doomscrolling” (Türkçe’ye “felaket kaydırması; tek seferde çok fazla olumsuz habere maruz kalma eylemi” olarak çevirebiliriz. İlgilenenler için: Kelime, 2020 yılında Oxford Üniversitesi tarafından belirlenen yılın kelimeleri arasında da yerini almıştı.) halinin de baş sorumlusu olarak Twitter’i belirlemiştim.


Hadi farz edelim ki, kafamı yine kuma gömdüm. Sırf bu hafta sonu:

- Müsilaj nedeniyle, tüm yaz hiç mi denize giremeyeceğiz diye endişelenen yazlık komşularım ve ailemle

- Bari en azından güneşlenelim niyetindeyken “Duydun mu artık Boğaziçi hocalarında İngilizce bilme zorunluluğu kaldırılıyormuş” diyen bezgin arkadaşımla

- Azcık kafam dağılsın, millet hafta sonu neler yapıyormuş merakı ile açtığım instagramda “onur yürüyüşü” ya da yürü-ye-meyişleri ile karşılaşırdım.


Dolayısıyla bence sorun, ultra/mega/süper/hiper zoon politikon hale getirilmiş olmamızda. Baksanıza, bu yazı bile “politikon” oldu, affedin😊 ~e







Image by Paul Weaver

Haftaya pazar e-mail kutunuzdayız!