Valeria: Gerçek Bir Genç Kadın Hikayesi

Simone de Beauvoir'ın en sevdiğim sözlerinden biri: “Günlük ne tuhaf bir şey: yazmayı atladıkların yazdıklarından daha önemli.” Netflix’teki İspanyol Valeria dizisinin en çok bu tarafını sevdim işte. O çok yakın 4 kadın arkadaşın birbirleriyle konuşmaya çekindikleri konuları. Çünkü insan bazen en yakın dostlarıyla bile en derinindeki sorularını ve deneyimlerini paylaşacak halde olmuyor. Düşünce ve hislerin önce kendi kendilerine yüz üstüne çıkması gerekiyor. Ancak zamanla yüzleşebiliyor insan bazı konularla.


Hele bizimki gibi “komşu ne der”ci toplumlarda bu yüzleşmeler daha da zor, değil mi? 


Valeria'da evli-çocuklu-mutlu filtresinin altındaki gerçek kadınları göreceksiniz. 20’li yaşların sonu, 30’ların başlarında, o çok değişik geçiş döneminde, gerçek bir kadın bedeninde varolmanın nasıl bir şey olduğunu. 


Valeria 21 yaşında yaptığı 6 senelik evliliğin içinde zorlanır, sevdiği kariyerine (yazarlık) tutunmaya çalışırken, Lola annesi tarafından küçük yaşta terk edilmenin acısıyla ilişkilere inanmadan ve kimseye bir söz vermeden yaşayacak. Carmen çiftler için tasarlanmış bu dünyada tek bir kadın olarak yerini bulmaya, Nerea ise heteroseksüeller için tasarlanmış bu dünyada tercihlerini ailesine ve arkadaşlarına kabul ettirmeye çalışacak. Ve bir yandan zor aile ilişkileri, tatmin etmeyen iş hayatı, ödenmesi gereken faturalar… 


Dizinin en sevdiğim taraflarından biri ise cinselliğin erkek gözünden değil, 30’larının başlarındaki genç bir kadın gözünden anlatılması, ve feminen cinselliğin daha zengin taraflarını da göstermesi.


Dizi Madrid'de geçiyor ama nerede yaşıyorsanız yaşayın bu genç kadın perspektifinin size de ferah ve hatta geç kalınmış geleceğinden eminim. Çok felsefik bir bakış açısı bekleyenlere de en nihayetinde bunun bir aşk, arkadaşlık ve eğlence dizisi olduğunu en baştan söyleyeyim. 😊 ~z