Elinin Lezzeti Kalbine Yansımış Bir Şef: José Andrés

Birçoğumuzun kendi evinin aşçısı olduğu bu Korona günlerinde, karşıma bambaşka bir şef çıkıverdi: José Andrés. O, Amerika’da 941 bin kişinin şef ya da baş aşçı olarak görev yaptığı yemek sektöründe aldığı onlarca “yılın şefi” ödülünün yanı sıra, 2012 ve 2018 yıllarında da Time 100 listesine giren, ve 2019’da da Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen bir şef.


Aslen İspanyol. 20’li yaşlarında, cebinde 50 dolar gibi bir parayla Amerika’ya gelmiş. (İçinizde “tipik bir Amerikan rüyası örneği” diyenler olabilir.) Önceleri çeşitli restoranlarda çalışmış. Sonraları açtığı İspanyol restoranları ile Amerika’nın İspanyol tipi “tapas” örneklerinin daha da benimsemesine ön ayak olurken, bir bağlamda da kendi öz mutfağı için paha biçilemez bir emek sarf etmiş.


2010 yılında ise World Central Kitchen isimli bir sivil toplum kuruluşu kurarak, özellikle afet yaşayan insanların karınlarını doyurmak gibi ulvi bir hayali hayata geçirmiş. WCK, bu zamana kadar Haiti, Dominik Cumhuriyeti, Peru, Küba, Uganda gibi 13 tane ülkede, 45 bin gönüllü çalışanıyla 15 milyon tabak yemeği ihtiyaç sahipleriyle buluşturmuş. Andrés bugünlerde, Trump’ın sırt çevirdiği, karantinaya alınan Grand Princess cruise gemisindekilere yardımıyla anılıyor ve yine Time’a kapak olmuş durumda.


Yetenek sahibi olmak çok güzel bir şey. Hele ki insancıl ve empati sahibi bir bireyseniz; bir de bu erdemlerinizi yeteneğinizle harmanlayabiliyorsanız ortaya inanılmaz sonuçlar çıkabiliyor. Ona “ikon” yakıştırması yapanlara verdiği mütevazı “Aslında herkes kendi hayatının ikonu.” cevabı ise hepimizi düşündürür nitelikte. ~e