Yurdum İnsanının Sırayla İmtihanı

Uzun bir sıranın olduğu yerde genelde iki tip insan olur: biri sıranın sonuna geçip sessizce sırasını bekleyen, diğeri sıranın yanından en öne doğru bir yürüyüşe çıkıp sırayı ekarte etmenin yollarını arayan. Nedense yurdumda ikinci tip insana daha çok rastlıyorum ve neden diye merak ediyorum (ve fazlasıyla sinirleniyorum).


Bir sıranın düzgün işlemesi için tek bir kural var: Sonra gelenin sıranın arkasına geçmesi ve herkesin bunun gerçekleşeceğine yüzde yüz inanması. Ama sanki bizde bir güven eksikliği var. Bir de başkalarının kurallara uymayacağını düşünüp hakkı yenen enayi durumuna düşme korkusu. O nedenle kalabalık bir yerde herkes tek sıra oluşturup beklemek yerine, “nasıl olsa o sıra işlemez” diye düşünüp en öne doğru yığılarak beklemeyi tercih ediyor. Sonuç: Herkes gergin, herkes sinirli ve daha çok zaman kaybı.



Düzgün bir sıra oluşturamama durumu sadece bizim ülkemize has bir durum değil. Sosyal düzene ve başka insanlara olan güvenin düşük olduğu ortamlarda insanların sadece kendi çıkarlarını en iyi noktaya getirecek şekilde davranmalarının doğal bir sonucu. Bu güvensizliğin herkesi nasıl daha kötü bir konuma düşürdüğünü anlatan güzel örneklerden biri de Oyun Teorisi'ndeki Tutsak İkilemi (Prisoner’s Dilemma). ~n


Sizden Öğrendiklerimiz


Bu yazıyla ilgili çok sevgili bir okuyucumuzdan güzel bir yorum aldık. Kendisi 2011 yılında deprem ve tsunami felaketinden etkilenen Japon halkının marketlerin önünde oluşan uzun kuyruklarda herşeye rağmen nasıl saatlerce sakin ve kibar bir şekilde beklediğini anlatan bir haber paylaştı. Farklı kültürlerin sırada bekleme konusundaki farklı davranışlarına güzel bir örnek oldu. Kendisine de çok teşekkür ederiz.