Ev-Ofis Yıl Dönümümüz Kutlu Olsun

Ofise gitmeden, çoğu iş arkadaşımı görmeden geçirdiğim sürecin yıl dönümünü kutluyorum. Son zamanlarda düşündüğüm birkaç konuyu sizlerle paylaşmak isterim:


Afyonumuz nerede? Çoğu çalışan için, iş yemekleri, çay molaları, akşam çıkışta yapılan etkinlikler, hafta sonuna planlanan kısa tatiller vs hayatın önemli bir parçasıydı. Halbuki bence o aktiviteler bizim AFYONUMUZMUŞ. 🔥 Çevremde gördüğüm birçok insanda; yapılan işi sorgulama, mutlu muyum düşüncesi, gelecek endişesi oldukça yoğun hissediliyor. Ortalamada 8 saat uyuyorsak, günümüzün yarısı çalışarak geçiyor demektir. Eee afyonla uyuşturulmuyorsak, başlıyor sorgulamalar, uyanışlar… Her gün biraz daha tükettiğimiz Netflix ekranı ya da diğer dijital içerikler de sosyal bir hayvan olan insanı uyuşturmaya yetecek kadar güçlü afyonlar mı, tartışırım.


Eski network’cüler şimdi ne yapıyor? Çalışma hayatında ne yazık ki, liyakate dayanan meritokrasi sistemi her zaman çalışmıyor. Arşivimizdeki bir yazımızda da değinmiştik: “İşinizi iyi yapmanız yetmez. Kendinizi pazarlayacaksınız.” Hatta bazen, işini iyi yapmayanların bile doğru kişisel şovlarla üçer beşer ilerlediğini görmüşüzdür. 🚀 Eee bu insanlar şimdi ne yapıyorlar diye düşünmeden edemiyorum. Eskiden asansörde, yemekhanede, çay molasında, şirket etkinliğinde 3-5 dakikada kendisini göstermeyi başaranlar, yeni düzende kendi metotlarını geliştirebildiler mi çılgınca merak ediyorum. Huylu huyundan vazgeçmez gerçi, kesin bir şeyler yapıyorlardır.🐍


Ve gerçekten neleri özledim? İş yaptığım insanın gözünü, ifadesini, vücut dilini görmeyi özledim. Beni dinliyor mu yoksa çok mu sıkıldı anlamayı özledim. Bana birinin nasıl baktığını tahlil etmeyi özledim. (bu bakma konusuna da ayrıca sinirliyim, kendime baksam bir türlü, ekrandaki insana baksam bir türlü, en çok önerilen tavsiye olarak sadece kameraya bakıp karşımdaki insana sahte bir göz teması sunsam başka türlü, üçünde de mutlu değilim🤢) Dolayısıyla bazı günler oluyor ki, oynatmaya az kaldı, afyonum nerede dememek işten değil. ~e