Sınır Tanımayan Marangozlar

Sınır Tanımayan Doktorlar’ı daha önce duymuş olabilirsiniz. Peki Sınır Tanımayan Marangoz’ları duymuş muydunuz?


Hatırlarsınız, geçen sene Nisan ayında Notre Dame'da çıkan yangın tüm Fransa'yı, hatta daha global bir şekilde, tüm Hristiyan dünyasını ve Paris'e gelip sevmiş turistleri bile yasa boğdu. Daha yangının çıktığı gece ülkenin ileri gelen zenginleri yeniden inşaası için oluk oluk bağışta bulundu, Macron yangının olduğu yerden televizyonda halka sesleniş yaptı, yangından sonraki birkaç gün içerisinde ise 20 sene sürecek olan yeniden inşaat için 1 milyar Euro'luk devlet bütçesi açıklandı. O günden beri Notre Dame’ın önünden her geçiş biraz hüzünlü, ama kısmen yok olan bu tarihi mirasın güzellikle geri getirileceğine de inancımız tam. 


Hasankeyf’in yok oluşu, Ayasofya’nın camii olduğunda korunup korunamayacağı ve daha nicelerini konuştuğumuz bu zamanlarda, şahsen benim kalbim çok ağrıyor. Ölen insanlara ne kadar üzülüyorsam, yok edilen tarihi mirasa 10 kat daha fazla üzülüyorum. Kültürel miras, bir kişinin isteğinden, hayatından, tarihinden çok daha kapsamlı, bir kişi tarafından inşa edilmesi imkansız bir şey. Kültürel miras bir insanla değil, insanlığın kendisiyle ilgili. Ve Anadolu’muzun muhteşem zenginlikteki toprakları korunmadıkça, sanki insanlığın kendisine hakaret ediliyor, tüm dünyanın insanlığı elinden alınıyor gibi derin bir kayıp, çaresizlik ve yas hissi yaşıyorum. 


Ben bu hislerle otururken, geçen gün Notre Dame’la ilgili gazetede okuduğum bir haber, ne yalan söyleyeyim, suratıma tokat gibi çarptı. Notre Dame’ın 1220 yılında inşa edilen ahşap çatısı, 1220 yılının teknikleri ve hatta 1220 yılının baltaları kullanılarak yeniden inşa ediliyormuş! Dünyanın en iyi ahşap uzmanları, ki içlerinde ahşap biomekaniği konusunda doktora yapmış akademisyenler ve dekoratif objelerde uzmanlığı olan arkeologlar da var, çatıyı tamamen manüel olarak inşa edip, proje teslim tarihinden de erken teslim ediyormuş! Sanmayın ki bu kişilerin hepsi de Fransız. Hayatını ahşap ustalığına adamış bu uluslar arası marangoz topluluğu Sınırlar Ötesi Marangoz’larda, İngiliz, Belçikalı, İsviçreli, Romanyalı, İspanyol, Polonyalı ve Yeni Zelandalı da var. Fıkra gibi, ama değil. Masal gibi, ama değil. Tamamen gerçek bir hikaye. 

Notre Dame inşaası üzerinde çalışan Sınır Tanımayan Marangozlar

Haberde en çok içime işleyen detay ise, tahmin edeceğiniz üzere, bu uzmanların içindeki tutku oldu. Her bir ağacı tek tek tanıdıkları, samimi ve gerçek bir ilişkileri var işleriyle. Meşenin rahatlığından, ıhlamurun kaymak gibi oluşundan, kestanenin çentik yapma ihtimalinden, ahşabın doğal formunu koruma sevgisinden, ve kestikleri ağaçları tekrar dikme ihtiyacından bahsediyorlar… 


Siz bir çay demleyin en iyisi. Gelin, bu hislerle beraber oturalım. ~z