Üretim/Tüketim Oranı

Televizyon, internet, sosyal medya, podcastler derken içerik tüketimimiz tüm zamanların en yüksek seviyesinde olsa gerek. Bir de buna 2020’ye girdiğimizden beri ardı arkası kesilmeyen kötü olaylar nedeniyle artan anlık haber tüketimimiz eklendi. Kendi adıma konuşmam gerekirse son üç haftadır koronavirüs nedeniyle Twitter’da hiç olmadığım kadar aktifim. O kadar ki olur da bir arkadaşım “Şu haberi okudun mu?” diye sorarsa cevabım net “Evet”. An be an hangi ülkede kaç kişi hapşırdı bilmem gerek sanki! 



Peki bu inanılmaz içerik tüketimimin bana bir faydası oldu mu? Zannetmiyorum. Hani genel anlamda bilgi sahibi olmak önemli ama beynimi kullanmayacağım bir sürü bilgiyle bombardımana tutmanın faydadan daha çok zararı olduğunu hissettim. Bu olumsuz etkiyi de en çok hissettiğim alan yaratıcı konular oldu. Sanki daha fazla gereksiz içerik tükettikçe beynimin üretme kapasitesi azaldı. 


Bir yazıda okumuştum; üretim/tüketim oranımıza dikkat etmemiz gerektiğini ve daha üretken olmak için daha çok bilgi tüketmemiz gerektiğinin bir illüzyon olduğunu. Sanki aksiyona geçmeden ne kadar çok bilgi sahibi olursak sonuç o kadar iyi olur gibi hissediyoruz. İşin aslı ise beynimizi ne kadar gereksiz bilgi (özellikle sosyal medya bilgisi: kim, nerede, ne yapmış??) ile doldurursak üretime o kadar az yer kalıyor. Bazen üretmek için yapabileceğimiz en iyi şey kendimize boş boş duvara bakacağımız zaman dilimleri ayırmak olabilir. ~n